Taze Üründe Güzellik Algısı

İş yükü açısından yılın en yoğun dönemlerinden birinde olduğumuz için açıkçası yazı yazacak yeterince zaman bulamıyorum. Bu nedenle haftalık yazılarım 2-3 haftada bire düştü. Ancak işler kolayladıkça daha sık yazmak için çabalayacağımı belirterek bu haftaki konumuza geçelim.

İstesek de istemesek de her birimiz, bize dayatılan güzellik algılarının esiri haline geldik. Hayatımızın her alanına sirayet eden bu durum maalesef tercihlerimizi de etkiliyor. Tüketicilerin tarımsal ürünlerdeki boyut, renk, doku gibi estetik beklentileri çiftçileri daha fazla pestisit kullanmaya iterken, aynı zamanda ciddi miktarda ürünün zayi olmasına da neden oluyor.

Bu beklenti, organik ürün üreticileri için çok daha büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü organik mücadele yöntemleriyle ürünlerde belli bir standart yakalamak oldukça çetrefilli bir iş. Bu noktada insanların ürünlerdeki görsellik beklentilerini daha gerçekçi ve rasyonel bir çerçeveye oturtmaları, çok büyük fark yaratacağına inanıyorum

Tüketiciler tarafından en çok rahatsızlık duyulan estetik kaygılardan bazılarını değerlendirelim.

Özellikle kabak ve salatalık gibi ürünlerde boyut, en çok dikkat edilen konuların başında geliyor. Oysa istenen boyutun üzerine çıkmış ürünler de pekâlâ tüketilebilmekte ve mutfakta değerlendirilebilmektedir. Birçok kez bu tür ürünleri ayrı bir kategoride çok daha uygun fiyatlara satmaya çalışsak da kimsenin elinin bunlara gitmediğini deneyimledik. Hatta pazarlarımızda bedava vermek istediğimizde bile ilgi görmediğini fark ettik. Halbuki irileşmiş bir kabak içindeki çekirdekler temizlendikten sonra mücver için kullanılmaya son derece uygundur.

Bir diğer estetik beklenti ise yapraklı bitkilerdeki böceklerin sebep olduğu zararsız deliklerdir. Özellikle böceklerin yoğun olduğu yaz aylarında, bu yeşil yapraklı bitkiler böcekler için adetaçölde serap gibi ilgi çekicidir. Bu nedenle konvansiyonel üretimde en çok zehir atılan ürünlerin başında yeşillikler gelir. Organik tarımda ise bu bitkileri böceklerden tamamen korumak neredeyse mümkün değildir. Malesef böceklerin yapraklarda oluşturduğu deliklerin görsellik dışında hiçbir zararı olmamasına rağmen tüketicilerin eli bu gibi ürünlere gitmemektedir. Oysa yaz aylarında bu delikler, bitkinin üretimi sırasında pestisit kullanılmadığının bir nevi kanıtıdır.

Bir başka tepki de lekeli ürünlere karşı süre gelmektedir. Özellikle atalık tohumlarda daha sık karşılaştığımız amorf şekilli ürünler ve buna bağlı bölgesel renk/doku farklılıkları insanları rahatsız etmektedir. Bunun sonucunda çiftçiler, çok daha az lezzetli olsa da şekil ve doku bakımından uniform meyve veren tohumları tercih etmeye yönelir.

Bunlar ve benzeri daha birçok estetik kaygı neticesinde tezgâhlardaki çeşitlilik yok olmakta, ürünler ise fabrikadan çıkmış gibi tekdüze ve sıkıcı bir hale gelmektedir. En kötüsü de her zamankinden daha fazla zehirle bulanmış durumdadırlar. Kısaca tüketiciler olarak estetik tercihlerimiz sonucunda, bugün birçoğumuzun hayıflandığı sonuçlara biz sebep olduk dersek hata yapmış olmayız. Nasıl ki bu duruma biz sebep olduysak, düzelmesinin yolu da yine bizim tercihlerimizden geçmektedir.

Alışverişlerimiz sırasında estetik kriterlerimizi bir nebze genişleterek her yıl ziyan olan tonlarca gıdayı kurtarabilir, gıda enflasyonunu azaltabilir ve en önemlisi de çok daha sağlıklı gıdalara ulaşabiliriz. Milyonlarca insanın açlık sınırında yaşadığı bir dünyada sizce de bu konuda biraz fazla tutucu davranmıyor muyuz?

RELATED ARTICLES