Çiftlik ve Böcekler

Adı bile birçok insanı rahatsız etmeye yeten bu canlılar çiftliğin ve evlerimizin birer parçası haline geliyorlar. Her korkuda olduğu gibi böcek korkusunun da en iyi çözümü korkuyla sık sık yüzleşmek olduğundan çiftlikten yaşayan birinin böcek korkusu kısa sürede geçip gidiyor ve zamanla onlarla bir arada olmaya alışıyorsunuz.

Böcekler konusunda size bilimsel veya teknik bilgiler verecek bir donanıma sahip değilim. Böyle bir eğitim geçmişim yok. Ancak yıllardır yüzlerce farklı böceği tanıma ve doğal ortamında gözlemleme şansı yakalamış biri olarak belli başlı türlerden bahsetmek istiyorum.

Öncelikle bizim tarlada görmeyi en sevdiğimiz böceklerden biri olan, adı gibi uğur getiren uğurböceği ile başlayalım. Uğurböcekleri etçil böceklerdir ve biz çiftçiler olarak etçil böcekleri çok severiz. Uğur böceklerinin favori besin kaynağı ise yaprak bitleridir. Yetişkin bir uğurböceği günde onlarca, hatta yüzlerce yaprak biti yiyebilir. Larva döneminde ise çok daha iştahlıdır ve günde 200’den fazla biti tüketebilir. Uğurböceği en bilinen böceklerden biri olsa da larva formunu hemen hemen hiç kimse tanımaz. Bu nedenle bitki yetiştiren herkesin uğurböceği larvasını öncesinde tanıması önemlidir.

Gelelim birçok kişinin korkulu rüyası olan örümceklere. Örümcekler içerisinde bizim sevdiğimiz etçil türler olduğu gibi bir de bitki zararlısı olan kırmızı örümcek gibi çok küçük boyutlarda örümcekler vardır. Biz çiftliğimizde kırmızı örümcek sorunu hiç yaşamadığımız için açıkçası kendisi hakkında çok bir şey bilmiyorum. Ancak etçil örümcekleri sık sık seralarımızda, tarlalarımızda gözlemleyebiliyoruz. Tabi bu örümcekler sadece bitki zararlısı böcekleri değil, zaman zaman ağlarına düşürdükleri arı, kelebek gibi faydalı böcekleri de afiyetle tüketiyorlar. Yine de kendi hallerine bırakmak en doğrusu. Bir de evlerde yaşayan örümcek çeşitlerimiz var ama artık onları da kendi haline bırakmaya başladık. İnsan zamanla her şeye alışıyor gerçekten.

Çalışkanlıkları ve koordine çalışmaları ile bilinen karıncalar ise oldukça ilginç canlılar. Bizim çiftliğimizde direkt bitkilere zarar veren bir karınca türü yaşamıyor olsa da yaprak bitlerinin tarımını yapan bir çeşit mevcut. Bu karınca türü yaprak bit yumurtalarını, bitkilerimizin en körpe yerlerine taşıyıp bitlerin buralarda çoğalmasını sağlarlar. Ardından karıncalar bu bitlerin karınlarını antenleri ile titreterek bitlerin bitkilerden emdikleri şekeri bal özü formunda salgılatıp bununla beslenirler. Karıncalar boyutlarına göre çok akıllı hayvanlar olduklarından bu bit tarlalarını uğurböceklerine karşı korumayı da ihmal etmezler. Biz yine de karıncalara karşı bir önlem almıyoruz. Bir noktadan sonra uğurböceklerinin sayısı karıncaların baş edebileceğinin çok üzerine çıkıyor ve sorun kendi kendine çözülmüş oluyor. Ayrıca karıncaların varlığı toprak sağlığı açısından da oldukça faydalı. Evlerimize giren karıncaların da tek isteği açıkta kalan, belki yere düşen bir gıdadır ve bu kaynağı ortadan kaldırdığınızda karınca probleminiz de çözülmüş olacaktır.

Hakkında karışık duygular beslediğimiz bir böcek türü olan arılardan bahsedelim biraz da. Bal arıları için çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Artık bal arılarının bitkiler için ve doğal olarak insanlık için önemini bilmeyen hiç kimse kalmadı sanırım. Tarımını yaptığımız bitkilerin de birçoğu arıların çiçekten çiçeğe konması, yani polenlerini bir çiçekten diğerine taşıması üzerine evrimleşmiştir ve meyvelerini üretebilmek için bal arılarına muhtaçtır. Diğer yandan bu bal arılarının en büyük düşmanı ise yine bir başka arı çeşidi olan eşek arılarıdır. Bu arıların bal üretmekle filan işi olmaz. Dev eşek arıları, kovanlara girerek onlarca bal arısını öldürebilir. Sarıca olarak bildiğimiz daha küçük etçil arılar da bal arılarını dışarıda yakalayıp tüketirler. Arılar kendi aralarında düşman olsalar da genel olarak hiçbirinin insandan haz etmediğini söyleyebiliriz. Bazı insanlarda alerjik reaksiyona neden olabilen arı sokmaları her yıl yüzlerce insanın ölümüne yol açar. Çok düşük bir ihtimal olsa da arı zehrine karşı alerjik reaksiyon gösterip göstermediğinizi bu nedenle bilmek oldukça önemli olabilir. Tabi yine de tedbirli olmakta yarar var. Hayatım boyunca yüzlerce kez arılar tarafından sokulmuş olsam da hatta aynı anda 20’den fazla sarıca tarafından sokulmuş olsam da bir keresinde avrupa eşek arısı olarak bilinen bir arının ense kökümden sokması sonrasında alerjik reaksiyon geçirmiştim. Neyse ki reaksiyonun etkileri tehlikeli hale gelmeden önce hastaneye yetişebilmiştik. Ancak o acıyı hala unutmam.

Acı demişken bugün böcekler hakkında yazma fikrini aklıma sokan böcek ise halk arasında genellikle büvelek ile karıştırılan, at sineği oldu. Yan köyden inekleri olan bir abimiz bu böceğin inekleri soktuğunda ineğin nasıl kendinden geçerek koşmaya başladığını hep anlatırdı. Hiç insanları da sokabildiğinden bahsetmemişti. Dün tecrübe ederek öğrenmiş oldum. Gerçekten acısı inek zıplatır mı bilmiyorum ama ben de zıplamamak için zor durduğumu söyleyebilirim. Neyse ki 3-4 saat yoğun bir acının ardından zehrin etkisi geçti ve arkasında sadece hafif bir şişlik bıraktı. 10 yıldır ara sıra gördüğüm kendi halindeki bu böceğin dün neden bir anda kamikaze saldırısı yapmaya karar verdiğini ise hiçbir zaman öğrenemeyeceğim sanırım.

Daha hakkında konuşabileceğimiz birçok farklı böcek var ama yazıyı yeterince uzattık sanırım. Belki başka bir gün diğerleri hakkında da bir şeyler yazarım. Özellikle en çok gıcık olduğum sivrisinekler hakkında uzun uzun fikirlerimi dile getirmek isterim. Herkese böcekler tarafından rahat bırakıldığı bir tatil diliyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

RELATED ARTICLES