Bakla ve Yerelması: Tarlamızın Sessiz Kahramanları

Geçen hafta çiftlik hayvanları arasında özel bir yere sahip ördeklerden bahsetmiştik. Bu hafta ise tarla bitkileri arasında bize en çok destek olan iki “sessiz kahraman”dan söz etmek istiyorum: bakla ve yerelması.

Önce baklayla başlayalım. Baklagil ailesinin en dayanıklı ve cömert üyelerinden biri olan bakla, bizim için özellikle değerli çünkü kış öncesi ya da kış aylarında ektiğimizde baharın ilk çiçek açan bitkilerinden biri haline geliyor. Bölgemizde genellikle sonbahar sonu ya da kış başında toprağa tohumlarını bırakıyoruz; bahar gelir gelmez de beyaz-mor-pembe çiçekleriyle tarlayı süslüyor.

Peki bu erken çiçeklenme neden bu kadar kritik? Arılar, kış aylarında adeta bir “kış uykusu” dönemine girer. Yaz boyunca topladıkları bal ve polen stoklarıyla hayatta kalmaya çalışırlar, ancak kolonilerin önemli bir kısmı bu zorlu süreci atlatamaz. Bahar geldiğinde hayatta kalan arılar için erken nektar ve polen kaynağı hayati önem taşır. Bakla çiçekleri işte tam da bu açığı kapatırlar; arılar ilk iş olarak baklalara akın eder, peteklerini doldurur ve yavru üretimine güçlü başlar.

Ama baklanın hikâyesi burada bitmiyor. Çiçekleri aynı zamanda sebzelerimizin en büyük düşmanlarından yaprak bitlerinin de favorisi. Kışın zorlu geçtiği dönemde hayatta kalan yaprak bitleri, baharla birlikte baklalara üşüşür ve hızla çoğalır. Tam bu noktada organik tarımın sihri devreye giriyor: Yaprak bitleri çoğaldıkça, onların en doğal avcıları olan uğur böcekleri de sahneye çıkıyor. Uğur böcekleri baklalardaki bitlerle beslenerek kısa sürede sayısını katlıyor ve yazın ticari değeri yüksek sebzelerimiz yetişmeye başladığında adeta bir “biyolojik ordu” haline gelerek onları koruyor.

Bakla bir de toprağa yaptığı katkı ile vazgeçilmez. Baklagiller ailesinin klasik özelliği olan azot bağlama yeteneği sayesinde, köklerinde yaşayan Rhizobium bakterileri havadaki serbest azotu bitki için kullanılabilir forma çeviriyor. Baklanın meyvesi toplandığında bir kısmı bitkiyle birlikte hasat edilse de, önemli bir bölümü toprakta kalıyor ve sonraki ürünlere doğal bir azot kaynağı oluyor. Bu yüzden rotasyon planımızda her 2-3 sezonda bir mutlaka baklagil familyasından bir bitkiyi o alana yerleştiriyoruz. Toprakta kalan azot miktarını arttırmak için bakla bitkilerini meyveye dönmek üzereyken yeşil gübre olarak toprağa karıştırmak da çiftçinin tercih edebileceği bir seçenek.

Şimdi gelelim yerelmasına. Baklanın tam tersi bir rol üstlenen yerelmaları, sonbaharın en geç çiçek açan bitkilerinden biridir. Küçük ayçiçeklerini andıran sarı çiçekleri, bölgemizde genellikle eylül-ekim aylarında açıyor. Çiçek çeşitliliğinin hızla azaldığı, arıların kışa hazırlanmak için son nektar fırsatlarını değerlendirdiği bu dönemde yerelması adeta bir kurtarıcı olarak devreye giriyor. Arılar bu çiçeklerden aldıkları nektarla peteklerini son kez dolduruyor, kış stoklarını güçlendiriyor ve bahara daha sağlıklı kolonilerle uyanma şansı yakalıyor.

Yerelmasının bir başka pratik avantajı da çok yıllık olmasıdır. Hasat ettiğimizde toprakta kalan yumrular (tüberler) ertesi yıl kendiliğinden filizlenir ve sayede yeniden dikim zahmeti ortadan kalkar. Bu özelliği sayesinde tarla kenarlarında, sınır bölgelerinde doğal bir çit gibi de tercih edilebilir. Tabii dikkat etmek lazım; kontrolsüz yayılırsa yabani ot gibi istilacı hale gelebiliyor.

Gördüğünüz gibi sürdürülebilir bir tarım ekosisteminde her bir canlının farklı görevleri var. Bakla baharda arıları ve uğur böceklerini besleyerek yaz sebzelerimizi korurken, yerelması sonbaharda arılara kış stoklarını tamamlatıyor. İkisi de toprağı zenginleştiriyor, biyoçeşitliliği artırıyor ve girdilere olan ihtiyacı azaltıyor. Bunlar gibi irili ufaklı sayısız canlı türü ekosistemin vazgeçilmez öğeleri arasında yer alıyor. Bu nedenle monokültür gibi birkaç çeşit tarım ürününü hedef alan uygulamaların sürdürülebilir olmaları mümkün değildir. Bulunduğu çevrenin bir parçası haline gelmeyi hedeflemeyen, biyoçeşitliliğe sırtını dönen uygulamalar ancak yoğun sentetik girdi kullanımı ile sürdürülebilmekte ve buna bağlı olarak her geçen gün bulunduğu toprağı ve çevreyi tüketmektedir.

RELATED ARTICLES