Bize en sık sorulan sorulardan biri şüphesiz “Gübre olarak ne kullanıyorsunuz?” oluyor. Açıkçası organik tarımın da en kritik ve en sıkıntılı konularından biri tam olarak gübre meselesidir.
Organik tarımda sentetik gübre kullanımı, sentetik pestisitlerde olduğu gibi kesin olarak yasaklanmıştır. Bu yasağın temel sebebi, sentetik gübrelerin insan sağlığına doğrudan verdiği zarardan ziyade, toprağa uzun vadede verdiği onarılması güç hasar ve yetiştirdiği ürünlerdeki besin değerlerinin zayıf olmasıdır. Ne var ki sentetik gübrelerin toprağa ve ürüne karışmasını tespit etmek, pestisitlere göre çok daha zor ve maliyetlidir. Bu nedenle sektörde maalesef yeterli denetim yapılamamaktadır.
Dürüst olmak gerekirse, her sektörde olduğu gibi organik tarım sektöründe de maddi çıkarlarını ön planda tutan aktörler bulunuyor. Verimi artırmak adına mevzuata aykırı uygulamaları, yakalanmayacaklarını düşündükleri sürece tercih edebiliyorlar. İşte tam bu noktada denetçi kuruluşların kalitesi ve titizliği büyük önem kazanıyor. Bazı sertifikalandırma firmaları arazi ziyaretlerinde, izlenebilirlik süreçlerinde ve laboratuvar analizlerinde bu konuyu gerçekten ciddiyetle incelerken, bazı kuruluşlar ise ne yazık ki daha düşük profilli ve yüzeysel kalıyor.
Ülkemizde organik ürün farkındalığı henüz yeni yeni oluşurken, tüketicilerden denetçi firmaları tanımasını beklemek biraz fazla iyimserlik olur. Yine de dünya çapında akredite olan yerli ve yabancı kuruluşları ve onların logolarını öğrenmek, üreticilere bu konuda sorular sormak, bilinçli bir başlangıç için oldukça faydalıdır.
Peki sentetik gübre kullanmayan çiftliklerde alternatif olarak neler yapılıyor?
En temel ve en güçlü silahımız hiç şüphesiz hayvansal gübredir. Bu gübreyi kendi hayvanlarımızdan karşılayabildiğimiz gibi, çevremizdeki hayvancılık işletmeleriyle de iş birliği yapabiliyoruz. Burada en kritik nokta, gübrenin yeterince olgunlaşmış ve fermente olmuş olmasıdır.
Kullanıma hazır bir gübrenin en belirgin işareti kokusudur. Burnu yakan, keskin amonyak kokusu tamamen kaybolduğunda gübre toprağa güvenle uygulanabilir hale gelmiş demektir. Uygulama sırasında gübreyi toprakla mümkün olduğunca iyi karıştırmak, faydasını önemli ölçüde artırır. Hayvansal gübreleri doğrudan toprağa verebileceğimiz gibi, suda bekleterek süzdükten sonra sıvı gübre olarak da kullanabiliyoruz. Biz çiftliğimizde kaz ve ördek havuzlarımızın suyunu bu şekilde tarlalarımızda değerlendiriyoruz.
Hayvansal gübrelerin yanı sıra yeşil gübreleme de toprak sağlığı için çok değerli bir yöntemdir. Bitkilerin yeşil aksamını toprağa sermek, ardından yararlı bakterilerle zenginleştirerek kompostlaştırmak, topraktaki organik madde miktarını ve mikrobiyolojik hayatı belirgin şekilde artırır. Bu sayede toprağın su tutma kapasitesi ve besin depolama yeteneği güçlenir.
Ayrıca yeşil bitki artıkları suda fermente edilerek sıvı gübre haline de getirilebilir. Bu yöntem özellikle bitkilerin kök bölgesine doğrudan uygulanır ve hızlı besin takviyesi sağlar. Koyu yeşil yapraklı yabani otlar (ısırgan, karahindiba, karakafes gibi) bu iş için oldukça uygundur.
Bunların dışında toprağın pH dengesini düzenlemek için kükürt ve kireç organik tarımda sıkça kullanılan doğal maddelerdir. Ek olarak kalsiyum, çinko, bor, demir, zeolit, hümik asit, fulvik asit ve çeşitli iz elementler de doğal kaynaklı olmaları koşuluyla kullanılabilir. Ancak bu tür girdileri toprağınızın ihtiyacına göre belirlemeniz, kullanmadan önce mutlaka sertifikalandırma kuruluşunuzdan onay almanız ve gerekli araştırmayı yapmanız şarttır. İyi niyetli olsanız bile gözden kaçabilecek detaylar istenmeyen sonuçlar doğurabilir.
Daha önceki yazılarımda da sıkça vurguladığım gibi: Organik gübre geleceğe yapılan bir yatırımdır. Doğru yöntemlerle beslenen toprak her geçen yıl daha verimli, daha canlı ve daha dirençli hale gelir. Sentetik gübrelerle canlılığını yitiren toprak ise tam tersine her yıl daha fazla gübreye ve sulamaya bağımlı bir yapıya dönüşür.
Yapılan birçok bilimsel çalışma da gösteriyor ki; organik gübreyle yetiştirilen ürünler, hem daha besleyici hem de daha lezzetlidir.
İster maddi kaygılarla, ister ahlaki ve ekolojik sorumluluk duygusuyla üretim yapıyor olun, sonuç değişmiyor: Sağlıklı bir toprak ve kaliteli ürün için organik gübre her zaman en doğru ve en sürdürülebilir seçenektir.
Çünkü en nihayetinde bütün bu emeğin varacağı yer aynı: daha sağlıklı, daha bereketli sofralar. Yaklaşan Ramazan Bayramı’nın da sofralarınıza sağlık, huzur ve bereket getirmesini dileriz. İyi bayramlar.