Çiftlikte 10. Yıl

Doğayla iç içe bir yaşam hayaliyle yola çıktığımız bu serüvende, tam 9 yılı geride bıraktık. Pek çok insan, "Yıllar ne çabuk geçti," diye iç çekerken; ben arkama dönüp baktığımda, sanki bir ömür dolusu anı, emek ve keşif görüyorum. Başlangıçta, bu yolun bizi ne kadar zorlayacağını bilseydim, aynı cesaretle adım atar mıydım? Emin değilim. Ama bugün, ortaya koyduğumuz bu emeğin bizi nasıl gururlandırdığını ve içimizi nasıl doldurduğunu hissetmek, her şeyi değerli kılıyor.

Tarım, diğer hiçbir sektöre benzemez. Tecrübe biriktirmek yıllar alır; üstelik kontrolünüz dışında kalan sayısız etken –iklimin kaprisleri, toprağın sessiz isyanları– sizi her daim tetikte tutar. Romantik hayallerle bu dünyaya adım atanlar, kısa sürede anlarlar ki, tarım romantizmden öte, sabır ve direnç sınavıdır. Her sezon, yaptığınız hatalardan ders çıkarırsınız; ama o hataları telafi etmek için bir sonraki hasadı beklemek, maddi ve manevi bir yükü omuzlamaktır. Mesela, ikinci sezonumuzda ektiğimiz domates fideleri, sisli bir haftanın sonunda mantari hastalıklarla birlikte tamamen yok olmuştu – gözünün içine baktığımız o meyveler, bir haftada yok olmuştu. Pahalı ve yıpratıcı bir ders. Ancak vazgeçmek yerine bir sonraki sezona çok daha iyi hazırlandık ve bitkilerimizi nasıl koruyacağımızı artık biliyorduk. Artık hastalıklar artık sürpriz değil, sadece hatırlatıcı bir hikâye. Yine de siz her şeyi kusursuz planlasanız dahi, doğa ana her an yeni bir sürprizle kapınızı çalabilir. Dahası, agroekolojik ilkelerle çıkılan bu yolda, toprağın iyileşmesi ve tarlamızın ekosistemin bir parçası haline gelmesi, tek bir sezonda değil, yıllara yayılan bir yolculuk oldu. O nedenle bütün bu sürecin bizim için ne kadar yorucu ve maliyetli olduğunu ne kadar anlatsam sanırım azdır.

Sıfırdan organik tarıma atılmak isteyenlere hep aynı tavsiyeyi veriyorum: Büyük hayallerle yola çıkıp, erkenden havlu atmayın. Bu sürecin ilk yıllarını eğitim olarak değerlendirip sonraki yıllara kendinizi hazırlamanız gerekiyor. En iyi ihtimalle 4-5 yıl sürecek olan bu yorucu vepahalı eğitimin sonunda ödüllerini almaya başlayacaksınız. Eğer bu uzun soluklu maceraya hazır değilseniz, organik tarım size göre olmayabilir.

Bizim yolculuğumuz, bu standart sürenin ötesine uzandı. Çünkü biz, tek bir grup ürüne odaklanmak yerine, yüzlerce çeşit ürünün senfonisini çalmayı seçtik: Sebzeler, meyveler, yeşillikler, saksı bitkileri, fideler, tohumlar; turşular, konserveler, baharatlar... Hayvan dostlarımızla da doluydu bu tablo: Koyunlar, kazlar, tavuklar, ördekler... Başlangıçta, 3-5 kişiyle yönetmeye çalıştığımız bu "fantazi", adeta bir kaos senfonisine dönüşmüştü. Ama inat, yoğun emek ve biraz da sezgiyle, sistem yavaş yavaş rayına oturdu. Artık gönüllü dostlarımızla birlikte 40-50 kişilik bir ekip olarak ilerliyoruz. Toprak canlandı, biz tecrübe kazandık, ekipmanlar ve iş gücü tamamlandı; sonuçta üretimimiz öngörülebilir, planlı bir ritme kavuştu.

Elbette, hâlâ geliştirilecek o kadar çok alan var ki: Daha verimli sulama sistemleri, yeni rotasyon denemeleri, pazarlama stratejileri... Yine de, o ilk yıllardaki belirsizlik ve hayal kırıklıklarının ardından vardığımız bu nokta, içimizi bir coşkuyla dolduruyor. 3-5 kişilik mütevazı bir başlangıçtan, bugün onlarca insanın bize katıldığı bir topluluğa evrildik. Çiftliğimizi sahiplenmeleri, burayı "ev" bilmeleri –işte bu, her şeyi anlamlı kılan sihir. Bu yüzden, 9 yıl bana bir ömür gibi geliyor; ve 10. yıla girerken, umutla, şükranla doluyum. Belki de asıl hasat, bu paylaşılan anılarda gizlidir.

RELATED ARTICLES